Bu sabah her sabah olduğu gibi koşusturmalı yolculuğuma ilk adımı atmamla durmam bir oldu. Hergün binlerce insanın geçtiği metrobüs durağında bir araç sürücüsü kriz geçirdi. Orda olmam o sürücünün değil benim şansımdı aslında.Birkaç dakika kimse yanımıza gelmedi. Atak geçiren sürücü kitlenmiş bir vaziyetteyken bende kendimden beklemedik bir biçimde müdahale etmeye ve acil servise ulaşmaya çalıştım.4.kez bağırdıktan sonra yardıma gelen bi kaç kişi oldu.Sonrası kalabalığı gören durup bi kaç saniye izleyip gitti.Bu sabah o durakta ne yaşadığımı geç kaldıgım dersin hocasını bulmaya çalısırken fark ettim. İcimde daha fazla tutamayıp yakındığım, isyan ettiğim bi konu bu aslında. Nasıl bu kadar umarsız olduk, nasıl bu kadar vicdanımızı körelttik. Beslendiğimiz ana damarımızı ;yardım severliğimizi nasıl böylesine törpüleyebildik. Farkına varmadan geçip gittiğimiz hayatlar belkide bizim 15saniyelik telefon görüsmemize bağlı. Belkide bir yudum su vermemize. Hergün geçtiğiniz yollarda hergün binlerce şey oluyor. Kaçının farkında oluyoruz, çok çok az. Ama yanından öylece bakıp geçtiğimiz bir Hayat’sa iki dakika olsun durup yardım edebilmeliyiz. Başımıza ne gelceğinden habersiz çıktıgımız evlerimize geri dönemeyebiliriz. Dersine girmek icin 6 da uyandığım hocanın dersini kaçırdım, bugün evet ama gördüğüme göre insanlar, hayatlarının önemini kaçırmışlar ve hatta ki hergün karşılaştıgı haberler silsilesinde ateş düşen ocağa bir kaç saniye üzülüp insanlık ne hale geldi derken bugün kendileri o ocağa su dökmemisler. Çok yazık ki bugünde insanlığın bir kez daha can çekişmesine şahit oldum. O sürücü kollarımdayken yardım ekipleri beni yakını sanmışlar. O kadar çaresiz baktığımı söylediler… Bir hayat kollarımda ve benim tek başıma gücüm yetmiyordu. 10 dakkasını lütfedip ayıran 2 3 kişi hariç kimsenin umrunda olmayışımızı görmüş gözlerimde…